top of page

Atlar… Üzerine bindiğimiz, faytona koştuğumuz, yük vurduğumuz ya da tarla sürdüğümüz dört ayaklı hayvanlar değiller sadece. Belki kendimize gelmemiz için Tanrı’nın bize yolladığı elçiler… Nereye gittiğimizi, giderken nasıl kırıp döktüğümüzü, umursamadığımızı, sadakatsizliğimizi, bencilliğimizi, korkaklığımızı ve deli cesaretimizi, zekamızı ve aptallığımızı, gücümüzü ve zavallılığımızı bize yansıtan aynalar onlar. Ve biz… ​Artık arabaları çeken, üzerine binilen, hayatına girmesine izin verdikleri tarafından istismar edilen, yönetmesine davet çıkardıkları tarafından hor kullanılan biz… hepimiz… atız aslında… 

bottom of page