
İnsanlara Fısıldayan At

Etkilemeye çalışırken çoğu zaman kendi mesajımıza odaklanırız: Ne söylemeliyim, nasıl anlatmalıyım, nasıl kabul ettirmeliyim? Oysa etki, önce karşımızdakini okuyabilmekle başlar. Ne istiyor, neden tereddüt ediyor, neye yaklaşıyor, neden uzaklaşıyor? Atlarla çalışırken zorlamakla etkilemek arasındaki fark çok hızlı ortaya çıkar. Baskıyı artırmak bazen hareket yaratabilir; ama hareket yaratmak, ikna etmek değildir. Gerçek etki; doğru zamanda yaklaşabilmeyi, gerektiğinde geri çekilebilmeyi, güven oluşturmayı ve karşımızdakinin verdiği cevaba göre kendi davranışımızı değiştirebilmeyi gerektirir.
Bu çalışma, kendi etkileme biçimimizi görmemizi ve tek bir yöntemde ısrar etmek yerine karşımızdakine göre farklı yollar deneyebilmemizi sağlar.
Çünkü etkilemek, daha fazla güç uygulamak değil; doğru etkiyi yaratacak davranışı bulabilmektir. İkna da karşımızdakine istediğimizi yaptırmak değildir.
“Tartışmayı kazanamazsın. Kazanamazsın çünkü kaybedersen kaybedersin, kazanırsan da kaybedersin.” Dale Carnegie